DESTEK VE ÇAĞRI HATTI
+90 (539) 486 49 74Gazi Mah. Ali Nadi Ünler Bulvarı 24002
Nolu Sokak No 2/A Şehitkamil / Gaziantep
doktor@dromerdai.com
Sezaryen doğumu sonrasında birçok anne, bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşarken bir yandan da vücudundaki değişimleri ve iyileşme sürecini takip eder. Bu süreçte en çok merak edilen ve bazen endişe uyandıran konulardan biri de dikiş izidir.
Normal şartlarda sezaryen izi zamanla solarak belirsizleşir. Ancak bazı durumlarda, vücudun aşırı iyileşme reaksiyonu göstermesi nedeniyle sezaryen skarında keloid oluşumu gözlenebilir.
Peki, sezaryen izinde keloid neden olur ve ameliyat izini tamamen yok etmek ya da hafifletmek için hangi tedavi yöntemleri uygulanır? İşte bilmeniz gereken tüm detaylar.
Keloid, ciltteki bir yaralanma (ameliyat kesisi, yanık, aşı yeri veya küpe deliği gibi) iyileşirken, vücudun aşırı miktarda kolajen üretmesi sonucu oluşan kabarık, sert ve düzensiz görünümlü bir yara izidir.
Normal yara izlerinin (hipertrofik skar) aksine keloidler, orijinal yara sınırlarının dışına taşarak büyümeye devam ederler. Genellikle pembe, kırmızı veya morumsu bir renkte olurlar; zaman zaman kaşıntı, hassasiyet ve ağrıya yol açabilirler.
Sezaryen ameliyatı, alt karın bölgesindeki deri ve kas dokularının kesilmesini gerektiren büyük bir cerrahi işlemdir. Ameliyat sonrasında vücut hızla bu dokuları onarmaya başlar. Keloid oluşumunun kesin nedeni tam olarak bilinmese de süreci tetikleyen temel faktörler şunlardır:
Doğumdan sonraki ilk birkaç ayda dikiş yerinin kızarık ve hafif kabarık olması normaldir (hipertrofik skar). Ancak şu belirtiler varsa keloidden şüphelenilmelidir:
Keloid tedavisi sabır gerektiren bir süreçtir. Tek bir sihirli yöntem yerine, genellikle birden fazla tedavinin kombine edilmesi en başarılı sonuçları verir. Sezaryen sonrasında uygulanan en yaygın keloid tedavileri şunlardır:
Yara tamamen kapandıktan hemen sonra (genellikle doğumdan 2-3 hafta sonra) kullanılmaya başlanır. Silikon örtüler skar dokusunu nemli tutar, üzerindeki baskıyı artırır ve hücrelere "artık kolajen üretmeyi bırak" sinyali gönderir. Erken dönemde en güvenli ve etkili koruma yöntemidir.
Kabarık olan keloid dokusunun içine doğrudan ince bir iğneyle kortizon enjekte edilir. Steroidler, bölgedeki inflamasyonu (iltihabı) azaltarak kolajen üretimini baskılar. Genellikle 4-6 hafta arayla birkaç seans uygulanır. Keloidin düzleşmesini ve kaşıntının geçmesini sağlar.
Sıvı nitrojen kullanılarak keloid dokusunun dondurulması işlemidir. Hücreleri dondurarak yok etmeyi amaçlar. Genellikle kortizon enjeksiyonları ile birlikte uygulandığında başarı oranı oldukça yüksektir.
Lazer ışınları, keloid dokusunu besleyen damarları hedef alarak kızarıklığı azaltır ve izin düzleşmesine yardımcı olur. Hücre yenilenmesini düzene sokarak kaşıntı ve ağrıyı hafifletir.
Sezaryen bölgesine özel korse veya medikal bandajlar yardımıyla sürekli baskı uygulanması, kan akışını ve dolayısıyla o bölgedeki aşırı hücre faaliyetini kısıtlayarak keloid büyümesini engelleyebilir.
Keloidin ameliyatla kesilerek çıkarılması tek başına risklidir, çünkü vücut yeni cerrahi yaraya da daha büyük bir keloidle tepki verebilir (tekrarlama oranı %50-80 arasındadır). Bu yüzden cerrahi kesim yapılacaksa, işlem hemen ardından kortizon enjeksiyonu veya radyoterapi ile desteklenmelidir.
Eğer genetik olarak keloid oluşumuna yatkınlığınız varsa veya daha önceki yaralarınız kabarık kaldıysa, sezaryen öncesinde mutlaka kadın doğum doktorunuza ve dermatoloğunuza bilgi veriniz. Alınabilecek önlemler şunlardır:
Önemli Not: Emzirme dönemindeyseniz, uygulanacak kremlerin veya enjeksiyon tedavisinin bebeğinize zarar vermeyeceğinden emin olmak için mutlaka uzman bir dermatoloğa danışmalısınız.